Hadis-i Şerif Veritabanı: Sorgulama Sonuçları
Sorgulama sonucunda 2189 kayıt bulundu.
Sayfalar: [<<] ... 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 ... [>>]
Fasıl: KÜSÛF BAHSİ Konu: Cehennem azâbı;Cennet nîmetleri;Güneş tutulması ve namazı;Kadınlar;Nankörlük Başlık: KÜSUF NAMAZINDA ZÂT-İ RİSÂLET'E CENNET'İN ARZ OLUNDUĞUNA DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Abbâs Hadis: (da) küsûf bahsini uzun uzadıya zikrettiği rivâyet olunmuştur. (Müşârün-ileyh bu hadîste küsûf namazını ta'rîf ettikten) sonra şöyle demiştir: ...dediler ki: Yâ Resûlâ'llâh, (namaz içinde) durduğun yerden (görmediğimiz) bir şeye elinle uzandığını gördük sonra (yine namaz içinde irkilip geri geri geldiğini) gördük. Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem: "(Evet) ben cenneti gördüm ve bir (üzüm) salkımına elimle uzandım. Eğer o salkımı ben ele geçirebilseydim dünyâ bâkî kaldıkça ondan yerdiniz (de tükenmezdi). Âteş (-i cahîm) i de gördüm (lâkin) ömrümde bugün gördüğüm kadar çirkin, berbat hiçbir manzara görmemiştim. Cehennem'in ekser ahâlîsini de kadınlar olarak gördüm" buyurdu. "Yâ Resûla'llâ, ne sebeble (kadınlar buna müstahak oluyorlar?)" diye sordular. (Cevâben:) "Küfürleri sebebiyle" buyurdu. "Allâh'a îmân mı etmiyorlar?" (diye tekrar sordular). "Kocalarına karşı (küfrân-ı ni'met) ederler. İyiliğe karşı (küfrân-ı ni'met) ederler. (İçlerinden) birine dünyâ dünyâ oldukça iyilik etsen de sonra senden (marzîsine muhâlif ufacık) bir şey görse (hemen) senden hiçbir hayır görmedim ki der" buyurdu. Kayıt No.: 551
Fasıl: KÜSÛF BAHSİ Konu: Güneş tutulması ve namazı;Köle âzad etmek Başlık: KÜSUF SIRASINDA VÜCÛH-İ BİRRE MÜDÂVEMETE DÂİR ESMÂ BİNT-İ EBÎ BEKR HADÎSİ Ravi (r.a.): Esmâ' b. Ebî Bekr Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem küsûf-ı şems dolayısiyle (rakabe) âzâd etmeği ferman buyurdu. Kayıt No.: 552
Fasıl: KÜSÛF BAHSİ Konu: Allâh'a sığınmak;Güneş tutulması ve namazı;Güneş ve ay Allâh'ın âyetleridir Başlık: EBÛ MÛSE'L-EŞ'ARÎ'NİN HUSÛF HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Mûsâ el-Eş'arî Hadis: Şöyle demiştir: (Asr-ı celîl-i Nebevî'de) güneş tutuldu. Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (bu hâdise) saat (yâni kıyâmet alâmeti) olmasın korkusiyle belinleye belinleye (yerinden) kalkıp Mescid(-i Şerîf) e geldi. O zamâna kadar (başka hiçbir namazda) ömrümde görmediğim uzun kıyam(lar) rükû' (lar) sücûd (lar) la namaz kıldırdı ve (sonra umûma) buyurdu ki: Allâhu Teâlâ'nın irsâl ettiği bu âyetler hiçbir kimsenin ne ölmesinden, ne de hayâtından dolayıdır. Lâkin Allâhu Teâlâ bu âyetlerle kullarını tahvîf eder. Bu kabilden (korkunç) bir şey gördüğünüzde zikru'llâha, Allah'dan niyâza, Allâh'a karşı istiğfâra (koyulup) ilticâ ediniz. Kayıt No.: 553
Fasıl: KÜSÛF BAHSİ Konu: Güneş tutulması ve namazı Başlık: HUSÛF NAMAZINDA CEHREDİLDİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE'NİN RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Ümmü'l-mü'minîn Âişe Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem salât-ı husûf'ta kırâetini cehren yaptı. Kırâetinden fâriğ olduğu vakit tekbîr alıp rükûa varırdı. Rükû'dan kalktığı vakit de ... buyurdu. Sonra salât-ı küsûf'ta tekrar kırâete başlardı (ki, iki Rek'at içinde dört rükû' ile dört secde (ederdi). Kayıt No.: 554
Fasıl: SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ Konu: Secde âyetleri Başlık: «NECM» SÛRESİNDEKİ SECDEYE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ MES'ÛD RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Mes'ûd Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem Mekke'de (iken) ( ë aÛävá = Ve'n-Necm) sûresini okuyup bu (sûre-i şerîfe) nin sonunda secdeye vardı. Berâber olanlar da (mü'min ve müşrik) hep secdeye vardılar, yalnız bir ihtiyar (herif varmadı ki, o da) bir avuç çakıl veya toprak alıp alnına götürdü ve: "Bu kadarı bana yeter" dedi. İşte o kimseyi sonra (Bedir'de) kâfir olarak katlolunmuş gördüm. Kayıt No.: 555
Fasıl: SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ Konu: Secde âyetleri Başlık: «SÂD» SÛRESİNDEKİ SECDEYE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Abbâs Hadis: (Şöyle rivâyet olunuyor). İbn-i Abbâs demiştir ki: "Sâd (secdesi), me'mûrun-bih secdelerden (ma'dûd) değildir. Halbuki ben, Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'i bu sûrede secde eder gördüm." (Yine) İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'nın: "Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem (sûre-i) Necm'i (kırâet) ile secde buyurdu" (sûretindeki) hadîsi de yakında (555 inci olarak) İbn-i Mes'ûd rivâyetinden (gelen hadîste) geçti. İbn-i Abbâs buradaki rivâyetinde: "Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber Müslümanlar da, müşrikler de, cin de, ins de secde etti." (cümlesini) ziyâde eylemiştir. Kayıt No.: 556
Fasıl: SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ Konu: Secde âyetleri Başlık: «NECM» SÛRESİNE DÂİR ZEYD İBN-İ SÂBİT RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Zeyd b. Sâbit Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'in huzûrunda (bir def'a) Ve'n-Necm (sûresini) okudum da sûre(nin sonun) da secde buyurmadı. Kayıt No.: 557
Fasıl: SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ Konu: Secde âyetleri Başlık: İNŞİKAK SURESİ BİR NOLU AYETİNİN SECDEYE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Rivâyet olunur ki, Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh (bir namazda) ... (sûre-i şerîfesini) okuyup ondan dolayı secdeye varmış. Kendisine bu (secdenin sebebi) nedir? denilmiş. O da: "Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'i (bu sûrede) secde etmiş görmeye idim secde etmezdim" demiş. Kayıt No.: 558
Fasıl: SÜCÛD-I KUR'ÂN BAHSİ Konu: Secde âyetleri Başlık: AHD-İ NEBEVÎ'DE KALABALIKDA SECDENİN KEYFİYYETİNE DÂİR İBN-İ ÖMER RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Ömer Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (içinde) secde (âyeti) bulunan sûreyi bize okuyup secde buyururdu. Biz de (ona iktidâan) secde ederdik. O kadar (kalabalık ve sıkışık bir halde secde ederdik) ki bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı. Kayıt No.: 559
Fasıl: TAKSÎR-İ SALÂT BAHSİ Konu: Seferî namazı Başlık: FETİH SIRASINDA RESÛL-İ EKREM'İN MEKKE'DE ON DOKUZ GÜN İKÂMET VE KASR-I SALÂT BUYURDUKLARINA DÂİR İBN-İ ABBÂS'IN RİVÂYETİ Ravi (r.a.): Abdullâh b. Abbâs Hadis: Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem (Mekke'de) on dokuz gün (ve gece) kasr(-ı salât) buyurarak ikâmet buyurdu. Biz de sefer ettiğimizde on dokuz gün (kalırsak) salâtı kasır, daha ziyâde kalırsak (devirde) itmâm ederiz. Kayıt No.: 560
Sayfalar: [<<] ... 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 ... [>>]
[Menü] [Sorgu] [Tüm Kayıtlar] [Çıkış]