Hadis-i Şerif Veritabanı: Sorgulama Sonuçları
Sorgulama sonucunda 2189 kayıt bulundu.
Sayfalar: [<<] ... 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 ... [>>]
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Zekâtı verilmeyen mallar Başlık: ZEKÂTTAN İMTİNÂ EDENLERİN ZEMMİ VE SÛRET-İ TA'ZÎBİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ VE İZÂHI Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir: Kim ki, Allah kendisine mal verir de o malın zekâtını vermezse, kıyâmet gününde zekâtı verilmiyen mal, sâhibi için gâyetle semnâk erkek bir yılan sûretine konulur. Bunun iki gözü üstünde (nişâne-i vahşet olarak) iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyâmet gününde mal sâhibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan (ağzı ile) sâhibinin çenesini iki tarafından yakarlar. Sonra: ben senin (dünyâda çok sevdiğin) malınım, ben senin hazînenim! der. (yine Ebû Hüreyre demiştir ki:) Bundan sonra Resûl-i Ekrem, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: (Sevgili habîbim! Allah hazîne-i kereminden kendilerine ihsan buyurulan servetle düşkünlere muâvenetten kaçan bahiller zannetmesinler ki, bu hareketleri kendileri için hayırdır. Belki en büyük bir şerdir, (bir vebaldır). Yarın mahşerde bunların bu servetleri boyunlarına lâle gibi takılarak teşhîr edilirler). Kayıt No.: 691
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Nisab Başlık: NİSÂB-I ZEKÂT HAKKINDA EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ RADİYA'LLÂHU ANH HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Saîd-i Hudrî Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Beş okıyye (yâni iki yüz dirhem) den az miktar (daki gümüş) de zekât yoktur. En aşağı üçer yaşında beş deveden aşağısında da zekât yoktur. Beş vesak miktârının mâdûnunda (ki hurma, üzüm ve hubûbatta) dahi zekât vâcib değildir. Kayıt No.: 692
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Sadaka helâl maldan verilir;Sadaka vermek;Tasadduk Başlık: HALÂL KAZANÇTAN VERİLEN SADAKANIN İND-İ İLÂHÎDE ŞÂYÂN-I KABÛL OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Kim ki, halâl kazancından bir hurma değerinde bir şey tasadduk ederse -ki, Allah halâl maldan verilen sadakadan başka hiç bir sadakayı kabûl etmez- işte bu halâl sadakayı sağ eliyle kabûl eder. Sonra o tek hurma kadar sadakayı, dağ gibi oluncaya kadar, sizin biriniz erkek küheylân tayını büyüttüğü gibi sâhib-i sadaka için (ithimam ile) büyütür. Kayıt No.: 693
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Sadaka vermek;Tasadduk Başlık: ZEKÂT VERMEĞE MÜSÂREAT EDİLMESİNE DÂİR HÂRİSE İBN-İ VEHB RADİYA'LLÂHU ANH HADÎSİ Ravi (r.a.): Hârise İbn-i Vehb Hadis: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Ümmetim sadaka ver (meğe müsâraat edi)iniz!. Zîrâ size bir zaman gelir ki, kişi o sırada sadakasiyle (sokak sokak) dolaşır da onu kabûl edecek bir kimse bulamaz. (Sadaka verilmek istenilen) herkes: "Dün bu sadaka ile gelseydin (ihtiyâcım vardı) muhakkak ben onu kabûl ederdim. Fakat bu gün benim için bu sadakaya ihtiyaç yoktur" der. Kayıt No.: 694
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Kıyâmet alâmetleri;Malın çoğalması Başlık: ZEKÂTA MÜSÂREAT HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: İçinizde mal çoğalarak (köşe bucak) dolup taşmadıkça kıyâmet kopmaz. Hattâ o sırada mal sâhibi, sadakasını kim kabûl eder ki, diye tasalanır. Hattâ arzettiği kimse, mala benim ihtiyâcım yoktur, der. Kayıt No.: 695
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Allah huzûruna çıkış;Güzel söz sadakadır;Kıyâmet alâmetleri;Malın çoğalması;Sadaka vermek;Tasadduk;Yol kesmek Başlık: ZEKÂTA MÜSÂREAT HAKKINDA ADİY İBN-İ HÂTİM HADİSİ Ravi (r.a.): Adiyy İbn-i Hâtim Hadis: Şu haber rivâyet edilmiştir: (Bir kere) ben, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in yanında iken Huzûru Saâdet'e iki kişi geldi. Bunun birisi (ortalığın) fakr-ü ihtiyâcından yana, yakıla bahsediyordu. Öbürüsü de yol kesildiğinden (emniyet ve âsâyiş bulunmadığından) şikâyet etmişti. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem (bunlara cevâb verip) buyurdu ki: Amma kat'-ı tarîk mes'elesi: (çok sürmez), az sonra sana bir zaman gelir ki, o vakit ticâret kervanı kimsenin himâye ve kefâletine muhtâc olmıyarak tâ Mekke'ye kadar çıkar, (gider). Ortalığın müzâyakasına gelince: sizin biriniz (elinde) sadakasiyle (kapı kapı) dolaşıp da kendisinden bu sadakayı kabûl edecek bir kimse bulamayacak bir halde müreffeh günler gelmedikçe kıyâmet kopmaz. Sonra sizden biriniz (Âhirette) Allâhu Teâlâ'nın Dîvân-ı Sübhânîsinden muhakkak durur. Hem de Allah ile kendi arasında ne bir hicab, ne de Allah kelâmını terceme edecek bir terceman bulunmıyarak duracaktır. Sonra Cenâb-ı Mevlâ o kula: - Sana ben mal vermedim mi? diye her halde sorar. O kul da: - Evet, (verirdin Allâh'ım) diye muhakkak cevab verir. Sonra Hak Teâlâ: - Sana ben Peygamber göndermedim mi? diye elbette sorar. O kul da: - Evet, (gönderdin Rabbim) diye şüphesiz cevâb verir. Bu halde o kimse sağına bakar, Cehennem ateşinden başka bir şey göremez. Sonra soluna bakar, Cehennem ateşinden başka bir şey göremez. Ashâbım! Şimdi sizin her biriniz tek bir hurmanın yarısı ile, bunu da bulamazsa güzel sözle olsun kendisini Cehennem ateşinden korusun! Kayıt No.: 696
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Kadınların çoğalıp erkeklerin azalması;Malın çoğalması Başlık: ÂHİR ZAMANDA HARB ÇOKLUĞUNDAN ERKEK AZALIP KADIN ÇOĞALACAĞINA HATTÂ BİR ERKEĞİN KIRK KADININ VEKÎL-İ UMÛRU OLACAĞINA DÂİR EBÛ MÛSE'L-EŞ'ÂRÎ HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Mûsâ el-Eş'arî Hadis: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'den nakl ederek şöyle rivâyet edilmiştir: Resûl-i Ekrem buyurmuştur ki: halk için elbette bir zaman gelecektir ki, o sırada bir adam altın sadakasiyle (taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak bir fakîr bulamıyacak. Yine o sırada (masâib-i harbiye ile) erkeklerin azlığından ve kadınların çokluğundan nâşî (hâmîsiz) kırk kadının (düşmandan korkarak) bir erkeğin himâyesine sığındıkları görülecektir. Kayıt No.: 697
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Sadaka vermek;Tasadduk Başlık: ASR-I SAÂDET'TEKİ MAÎŞET DARLIĞINI VE FÜTÛHÂT-İ İSLÂMİYYE ÜZERİNE REFAH VE SAÂDET DEVRİ AÇILDIĞINI BİLDİREN EBÛ MES'ÛD HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Mes'ûd Ukbe İbn-i Amr Hadis: Şöyle rivâyet edilmiştir: Ebû Mes'ûd demiştir ki. (sadaka âyeti nâzil olup da) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem bize sadaka ile emrettiği sıralarda (sadaka vermeğe kudreti olmıyan) her hangi birimiz, çarşıya gider; ve arkasında (ücretle) yük çekerek iki avuç (hurma) kazanırdı. (Ve bu kazancından sadaka verirdi) bu gün ise bunlardan bâzılarının yüz binler (le servet)i vardır. Kayıt No.: 698
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Kız çocukları;Sadaka vermek;Tasadduk Başlık: HAZRET-İ ÂİŞE'NİN BİR HURMA SADAKA BUYURMALARI. ÂİŞE HAZRETLERİ BİR KEREDE KENDİSİNE HAZRETİ MUÂVİYE TARAFINDAN HEDİYE EDİLEN İKİ KESE ALTINI BİR GÜNDE FUKÂRAYA DAĞITMIŞ, AKŞAM VAKTİ ZEYTİN EKMEKLE İFTAR ETMİŞTİR Ravi (r.a.): Ümmü'l-mü'minîn Âişe Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) kendisinin iki kız çocuğu ile yanıma tese'ül ederek bir kadın girmişti. O sırada yanımda bir hurmadan başka bir şey bulunmuyordu. O bir hurmayı ona verdim. Kadın hurmayı iki çocuğu arasında taksîm etti. Ve kendisi ondan bir şey yemedi. Sonra kalkıp çıktı, (gitti). Müteâkıben yanıma Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem girdi. Bu vâkıayı kendilerine bildirdim. Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki. Kadın, erkek her hangi bir mü'min şu kız çocukları yüzünden bir sûretle sıkıntı çekerse (hayır bilsin! Çünkü) kız çocukları, kendisi için Cehennem ateşinden koruyan birer perde olurlar. Kayıt No.: 699
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT Konu: Sadaka vermek;Tasadduk Başlık: SAHİH VE SON DERECE BAHİL OLUP DA SADAKA VERİR DE FAKİR OLURUM KORKUSU GÖNLÜNDE HÂKİM OLDUĞU HALDE VERİLEN SADAKA, SADAKALARIN EFDALİ OLDUĞUNA DAİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in huzûruna bir kimse, (Ebû Zer radiya'llâhu anh) geldi. Ve: - Yâ Resûla'llâh! Ecir ve sevâb cihetiyle hangi sadaka daha büyüktür? (ki, ben onu vereyim) diye sormuştu. Resûl-i Ekrem: - (Sevâbı büyük sadaka,) senin sahîh, son derece bahîl olduğun, fukarâlıktan korkar, zenginlikten hoşlanır bulunduğun halde verdiğin sadakadır. Can boğaza gelip, bu malım filân içindir, şu malım da falan içindir, diyene; ve bu (sülüsten fazlası) da veresenin olana kadar (sadakanı) te'hîr etme! Kayıt No.: 700
Sayfalar: [<<] ... 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 ... [>>]
[Menü] [Sorgu] [Tüm Kayıtlar] [Çıkış]