Hadis-i Şerif Veritabanı: Sorgulama Sonuçları


Sorgulama sonucunda 2189 kayıt bulundu.
Sayfalar: [<<] ... 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 ... [>>]
Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Zekât miktarı
Başlık: ZEKÂTTA NE MALIN YAŞLISI VE AYIBLISI, NE DE KOÇ GİBİ DÖL HAYVANI ALINMAMASI
Ravi (r.a.): Enes b. Mâlik
Hadis: Ebû Bekr radiya'llâhu anh'in, Allâh'ın, Peygamberi salla'llâhu aleyhi ve sellem'e (takdîrini) emrettiği zekât mikdârına dâir mektub yazdığı (ve şu hükümleri ihtivâ ettiği) rivâyet edilmiştir: Zekâtta (ne) malın yaşlısı ve ayıblısı, (ne de koç veya teke gibi) döl hayvanı alınmaz. Meğer ki, zekât me'mûru bunlardan almak dileye.
Kayıt No.: 721

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Ehl-i kitap;Kiymetli malları zekât almamak
Başlık: RESÛL-İ EKREM MUÂZ İBN-İ CEBEL'İ YEMEN'E GÖNDERİRKEN EVÂMİRİ CÜMLESİNDEN BİRİSİ DE: HALKIN, SÂHİBİ NAZARINDA EN KIYMETLİ MALINI ZEKÂT OLARAK ALMAMASI İDİ. BU HUSUSTA İBN-İ ABBÂS'IN BİR RİVÂYETİ
Ravi (r.a.): Abdullâh b. Abbâs
Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in Muâz (İbn-i Cebel)i Yemen'e vâli gönderdiğine dâir hadîs. Buradaki rivâyette de İbn-i Abbâs, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in: Ey Muâz! Sen ehl-i kitâb olan bir kavmin üzerine vâli gidiyorsun, buyurduğunu rivâyet ve hadîsin mâba'dini zikr ettikten sonra âhirinde Resûl-i Ekrem'in: "Ey Muâz! Halkın, sâhibi nazarında en kıymetli mallarını almaktan da hazer et!" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
Kayıt No.: 722

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Malın kıymetlisini infak (birr)
Başlık: SEVİLEN MALDAN SADAKA VERMEK
Ravi (r.a.): Enes b. Mâlik
Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ebû Talha, Medîne'de hurmalık mal cihetiyle Ensâr'ın en zengini idi. Kendisince emvâlinin en sevimlisi de "Beyruhâ" (denilen bostanı) idi. Beyruhâ, Mescid-i Nebevî karşısında idi. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem de Beyruhâ'ya girer, ve onun içindeki güzel sudan içerdi. Enes radiya'llâhu anh demiştir ki: (Ey mü'minler! Malınızın sevdiğiniz kısmından tasadduk etmedikçe hayr-ı mahza, rızâ-yi Bârî'ye nâil olamazsınız!) meâlindeki âyet-i kerîme nâzil olunca, Ebû Talha doğrudan Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e gelip demiştir ki: - Yâ Resûla'llâh! Allah Tebâreke ve Teâlâ: (Ey mü'minler! Malınızın size sevimli kısmından tasadduk etmedikçe rızâ-yi Bârî'ye nâil olamazsınız!) buyuruyor. Malımın bana en sevimli olanı "Beyruhâ"dır. Beyruhâ' Allah için sadakadır. Bu sadakanın hayrını ve Allâhu Teâlâ indinde onun zuhr-i âhiret olmasını umarım. Yâ Resûla'llâh! Bu bostan mı Allâhu Teâlâ'nın sana gösterdiği münâsib cihete (lütfen) sarf eyle!. (Enes İbn-i Mâlik demiştir ki): Bunun üzerine Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem: - Tuhaf şey Beyruhâ' (âhirette) sâhibine kazanç veren bir maldır. Beyruhâ' (dünyâda) verimli bir îradtır. Senin ve ne demek istediğini de işittim, (biliyorum). Ben, bu bostanı akrabâna tasadduk ve tahsîs etmeni muvâfık bulunuyorum, buyurdu. Bunun üzerine Ebû Talha: - Yâ Resûla'llâh! Ben de arzunuz vechile yaparım, dedi. Ve Ebû Talha Beyruhâ'yı akâribi ve am-zâdeleri arasında taksîm eyledi.
Kayıt No.: 723

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Malın kıymetlisini infak (birr);Sadakayı yakınlarına vermek
Başlık: AKRABÂYA VERİLEN SADAKA HAKKINDA EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ RADİYA'LLÂHU ANH HADÎSİ
Ravi (r.a.): Ebû Saîd-i Hudrî
Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in (bir bayram günü) musallâya çıktığı hakkındaki Ebû Saîd-i Hudrî radiya'llâhu anh hadîsinin rivâyeti yukarıda geçmişti. Bu rivâyette de Ebû Saîd-i Hudrî demiştir ki: Resûlullâh mescidden dönüp menziline geldiğinde, İbn-i Mes'ûd'un zevcesi Zeyneb gelmiş, Huzûru Saâdet'e girmek için izin istemişti. (Bilâl tarafından): - Yâ Resûla'llâh! Şu izin isteyen kadın Zeyneb'dir, diye arz edildi. Resûl-i Ekrem: - Zeyneb'lerin hangisidir? diye sordu. - İbn-i Mes'ûd'un kadınıdır, diye cevâb verildi. Resûl-i Ekrem: - Evet, ona izin veriniz! buyurdu. Ve Zeyneb'e izin verildi. Zeyneb: - Yâ Nebiyya'llâh! Siz bu gün (Mescid'de) sadaka ile emrettiniz. Benim yanımda kendime âid ziynetlerim vardı. Bunları tasadduk etmek istedim. Fakat İbn-i Mes'ûd, kendisinin ve oğlunun, sadaka vereceğim kimselerden daha ziyâde sadakaya müstehak olduklarını iddiâ etti. (Ne buyurursunuz?) dedi. Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem cevâben: - İbn-i Mes'ûd doğru söylemiştir. Zevcin ve oğlun, tasadduk edeceğin kimselerden daha ziyâde sadakaya lâyıktır, buyurdu.
Kayıt No.: 724

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Zekât nisabına girmeyen mallar
Başlık: MÜSLİM'İN ATINDA VE KÖLESİNDE ZEKÂT OLMADIĞINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre
Hadis: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in: Müslüman üzerine atı için ve kölesi için zekât vermek vâcib değildir, buyurduğu rivâyet edilmiştir.
Kayıt No.: 725

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Dünya hâyatının câzibesi
Başlık: RESÛL-İ EKREM SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İN BİR HUTBESİNDE DÜNYÂ MAL VE İHTİRÂSININ ÜMMETİNİ DALÂLETE SEVK ETMESİNDEN ENDÎŞELENDİĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ, BU ENDÎŞELERİNİ İKİ VECHİLE BELÎĞ BİR SÛRETTE TEMSİL BUYURMALARI
Ravi (r.a.): Ebû Saîd-i Hudrî
Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Günün birisinde Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem minber üzerinde oturmuştu. Biz de kendisinin etrâfında oturmuştuk. Bu halde aleyhi's-salâtü ve's-selâm buyurdu ki: Ben (ebediyyete gittik) den sonra dünyâ çiçeğinden, dünyâ hüsn ü behcetinden önünüze nice açılacak ni'met sofraları, hayat sahneleri (yok mu? Bu), sizin için korktuğum muhakkak olan şeylerdendir. Bunun üzerine (Ashab'tan) bir zât: - Yâ Resûla'llâh! Hiç hayr ü ni'met, şerr ü mefsedet celb eder mi? (ki, korkuyorsunuz!) diye sordu. Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem (vahye intizâr ederek bir müddet) sükût etti. O sâile Ashâb tarafından: - Sen kim oluyorsun ki, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e sual soruyorsun? (Bak) sana cevab bile vermiyor, denildi. O sırada biz, Resûl-i Ekrem'e vahy geliyor olduğunu anladık. Râvî Ebû Saîd diyor ki: Resûl-i Ekrem dökmekte bulunduğu bol bir teri nâsıyesinden sildi. Ve sual soran kimseyi över bir edâ ile: - Sâil nerededir? diye sordu. Ve sonra buyurdu ki: - Hakîkaten hayr ü ni'met, şerr ü mefsedet getirmez, (fakat sebeb olur. Bakınız!) Baharın bitirdiği otlardan (zehirli) bir kısmı vardır ki, o, (yiyeni) öldürür, yâhud ölüme yaklaştırır. Lâkin yeşil ot böyle değildir. Onu otlayan hayvan, ölüm tehlikesinden masundur. Bu hayvan, o yeşil otu yer, iki böğrünü şişirince bahar güneşini karşılar. Kolayca tersler, işer, genişler. (Yine) bol bol yer. İşte bu dünyâ malı da yeşil ot gibi câzibtir, tatlıdır. Bu ni'metten miskîne, yetîme, vatancüdâ yolculara tasadduk eden zengin müslüman, ne hayırlı kişidir. (Râvî şek ederek diyor ki:) "yâhud Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in: haksız haram mal toplayan, harîs de dâimâ yiyen, bir türlü doymayan obur gibidir. Kıyâmet gününde bu mal, kendi sâhibinin buhlüne şahâdet edecektir" buyurduğu gibi.
Kayıt No.: 726

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Sadakayı yakınlarına vermek
Başlık: ZEVCENİN ZEVCİNE VE KARDEŞ YETİMLERİNE TASADDUKUNUN İKİ ECRİ VARDIR: ECR-İ SILA, ECR-İ SADAKA
Ravi (r.a.): Abdullâh b. Mes'ûd
Hadis: Zeyneb demiştir ki: (Bayram günü) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e gittim. Kapıda Ensar'dan bir kadını (bekler) buldum. Onun hâceti de, benim hâcetim gibi idi. Bilâl yanımıza geldi. Biz Bilâl'e: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e sor!: Bizim, zevcimize ve himâyemizde bulunan yetimlerimize sadaka vermemiz kifâyet eder mi? (Sadaka vermiş olur muyuz?) dedik. Bilâl Resûlullâh'a arz etti. Resûlullâh da: - Evet bunlardan her birinin sadakası için iki ecir vardır: biri karâbet ve sıla-i rahm ecri, öbürü de sadaka ecr ü sevâbı, buyurmuş.
Kayıt No.: 727

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Sadakayı yakınlarına vermek
Başlık: ZEVCENİN ZEVCİNE VE KARDEŞ YETİMLERİNE TASADDUKUNUN İKİ ECRİ VARDIR: ECR-İ SILA, ECR-İ SADAKA
Ravi (r.a.): Ümmü'l-Mü'minîn Ümmü Seleme
Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kerre) ben: - Yâ Resûla'llâh! (Ölen zevcim) Ebû Seleme'nin çocuklarını infâk ettiğimden dolayı bana ecr ü sevab var mıdır? Onlar, benim de çocuklarımdır, diye sordum. Aleyhi's-salâtü ve's-selâm cevâben: - Bu çocukları infâk et!. Bunlara verdiğin sadakanın ecr ü sevâbı vardır, buyurdu.
Kayıt No.: 728

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Zekât
Başlık: İBN-İ CEMÎL'İN ZEKÂTTAN İMTİNÂI VE RESÛL-İ EKREM'İN ITÂBI;HÂLİD İBN-İ VELÎD'İN HARB LEVÂZIMININ ZEKÂTTAN İSTİSNÂSI
Ravi (r.a.): Ebû Hüreyre
Hadis: Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem zekât ile emr ettiğinde İbn-i Cemîl'in, Hâlid İbn-i Velîd'in, Abbâs İbn-i Abdi'l-Muttalib'in zekât vermedikleri (Hazret-i Ömer tarafından) Resûl-i Ekrem'e haber verilmişti. Bunun üzerine Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: - İbn-i Cemîl zekâttan nasıl imtinâ edebilir ki, o fakîr iken Allah ile Peygamber'i onu iğnâ etmiştir. Hâlid'e gelince, siz Hâlid'den (zekât istemekle) ona zulm ediyorsunuz. Hâlid zırhlarını vakfetmiştir. Ve bu harb levâzımını Allah yolunda (cihad için) hazırlanmıştır. Abbâs İbn-i Abdi'l-Muttalib ise Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in amucasıdır, (babasının soyundandır). Zekât, ona vâcibtir. Abbâs'ın zekâtı (mîâdından evvel keremen) bir misli ile berâber (verilmiş) tir.
Kayıt No.: 729

Fasıl: KİTÂBÜ'Z-ZEKÂT
Konu: Dilencilik;Sabretmek
Başlık: EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HAZRETLERİNDEN RİVÂYET OLUNAN İSTİ'FÂF VE İSTİĞNÂ HADÎSİ
Ravi (r.a.): Ebû Saîd-i Hudrî
Hadis: Şöyle rivâyet edilmiştir. Ensâr'dan bâzı kimseler, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'den (sadaka) istemişlerdi. Resûlallâh da bunlara vermişti. Sonra bunlar yine istediler. Resûlullâh yine verdi. Sonra (üçüncü) bir daha istediler. Resûlullâh (bu def'a) da verdi. Hattâ yanındaki mal tükendi. Sonra Resûlullâh buyurdu ki: Sadaka malından yanımda bulunanı (verdim. Başkalarına vermek için) sizden kat'iyyen bir şey saklamadım. Kim ki, tese'ülden sakınmak isterse, Allah, o kimseyi afîf kılar. Kim ki, haktan istiğnâ ederse, onu da Allah ganî kılar. Kim ki, sabretmek isterse, Cenâb-ı Hak ona da sabr ihsân eder. Sabırdan daha hayırlı, sabırdan daha vâsi' bir nîmet kimseye verilmemiştir.
Kayıt No.: 730

Sayfalar: [<<] ... 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 ... [>>]

[Menü] [Sorgu] [Tüm Kayıtlar] [Çıkış]